Yıllar önce bir gündü ; bugündü.
Erkenden uyanmıştım, o günkü, o saatteki derse geç kalma lüksüm yoktu. Olsa kalırdım çünkü lüksü severdim, uyumayı da.
Bazı sabahlar vardır, yataktan kalkarsınız, aynadaki suretiniz kendinizi dahi etkiler. Yüzünüzde "başka" bir ifade vardır; bakışlarınızda, gülümseyişinizde... O günlerde kendinizi "iyi" hissetmeniz için çabalamanıza gerek yoktur. İşte o günlerimden biri değildi. İyi hissettirecek bir şeyler aradım ama derse geç kalmamam gerekiyordu. Aceleyle etrafı yokladım, nafile!
Gergindim.
Bazen aklım, olmayan sorulara cevaplar hazırlar. Bir cümle üzerinde saatlerce düşünürüm. O cümleyi bir konuşmanın bir parçası yaparım, etkileyici bir konuşmanın. Sonra? Kalemi kağıdı alıp hikaye yazmam. Aksine, tuhaf bir biçimde o gün o konuşmayı yapmamı gerektiren bir olay yaşarım ya da sadece sırf o cümleleri söylemek adına olayları oraya sürüklerim. Bilemiyorum, o zaman gergindim, şimdi de gerginim.
Uçlarda olmanın hayaliyle yaşadığım sıradan hayatım... Bir şeyleri hem çok sevmekten hem de hiç sevmemekten korkarak ama mutlaka korkarak... "en"leri olmayan birinin sıradan hayatı... "zor"u seven birinin hayatı... zor olanın sıradanlığı... sıfıra yakın bir hızsızla ilerleme... doyumsuzluk... ve uçlarda yaşanan mutluluklar... ve uçlarda çekilen acılar...
Havanın ruha etkisi... Açık havaları severim, kapalıları da! Yağmuru severim, gökyüzünün yağmuru işaret ettiği havaları da! Karı severim, çimenlerin kırağıyla kaplandığı günlerdeyse, hani burnumun soluduğum havayı ısıtamadığı, ciğerlerimde soğuğu hissedebildiğim o günlerdeyse küçülürüm. Tamamen donmuş ve artık kırılgan olan çimenlerin, güneş çıktıktan sonra hayata kaldıkları yerden devam edebilme "güç"lerinin karşısında, kendi acizliğimize şaşırarak "küçülürüm".
Yani hava hatrımda kalacak, günüme anlam katacak ya da günümden anlam çalacak kadar belirgin özellikte değildi, çünkü tüm özellikleri öldürmüştüm ben, her zaman olduğu gibi, her şeyiyle severek!
Aynı O'nu öldürdüğüm, yok saydığım gibi. O'nu sevmem de onunla ilgili değildi, ne yaparsa yapsın seviyordum. Yok sayan bir sevgi... İlişkideki "etkisiz" eleman... Ne yapsan mutlu! Hiçbir şey yapmasan da mutlu! "Sebep" olamamanın, dinginliğin tatminsizliği...
Yıllar önce bilmiyordum, bugün biliyorum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
| Paylaş.. |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder