13 Haziran 2009 Cumartesi

Faturasındaki mühür bile kurumamıştı çok yüz milyonluk hediyemin. Paketin içine koyduğum sevginin dozu kaçmıştı ve her yanı yapış yapış olmuştu salyalı öpücüklerimden. Kendimi sözde ağır satışlarım bir sonuca ulaşmıştı. O kadar etkili olmuştu ki beni umursamayan birini umursamaz görünmek, elinde hediye paketi, gözleri parıldayarak kalbini akşama kadar sakinleştirmesi gereken yine ben olmuştum. Onu tekrar hayatıma almak istediğimi göstermenin en güzel yolu yüzüne haykıramadığım 2 kelime 13 harfin arasına sıkıştırılan “çok” u vurgulamak için kullandığım “o” serisini “0” ile değiştirebileceğim bir hediye almak, gibi gelmişti. “Aklıma gelen başıma geldi.” atasözüyle “ Hayatı anlık yaşa.” felsefesi arasına sıkışmıştım ve bu durumdan büyük aşkım galip çıkmıştı.

“Kendini özlet.” tavsiyesinin etkisi altında özlemiyle çılgına dönmüştüm. Serde şeytanlık var, aramamıştım günlerce. Atmış olduğu tek kelimelik ilk ve son mesajına anlamsız tek bir kelimeyle cevap vermiştim. Anlatılan maceraların ışığında ilerlerken elim ,kulağım,gözüm hep telefondaydı. Pişmanlıkla kavrulmuş, aşkla yoğrulmuş mesajı yolda olmalıydı. Mesajın telefonuma geldiği andaki titreşim dolu melodiyi tüm hücrelerimde hissetmek istiyordum. Ford’un gazeteye verdiği ilandaki sözüyle teselli buluyordum: “1 saniye fark için 365 gün çalışmalısın.” Ford’dan başka kimse anlamıyordu her gün çektiğim sancının nedenini. Halbuki bilirlerdi, ben fark yaratmayı severdim. En sevdiğim rakam 1’di ve en sevdiğim zaman dilimi saniyeydi. Yani onu her şeye rağmen sevmem tamamen kişiliğimle ilgiliydi. Anlatamadım, anlamadılar.

Kendime sevgilerimle armağan ettiğim kitaba bakarken şu mani çıktı karşıma. Kalbe en sağlıklı, fiziğe en aykırı manevrayla gözlerim yaladı sayfayı: “ develer sürü sürü/yürü sevdiğim yürü/öldürdüğün yetmedi/bir de arkandan sürü”

Ben de senin gibi merakla bekliyorum bu öykünün sonunu. Tükenen umutlarım tükenmeyen kalemden akarken kağıda yaptığım tüm hesaplarda içerdeyim. Montaj hattında sekmelere uğrayan ilişkimizin geri beslemelerle düzeleceğine duyduğum inancı yitiriyorum. Giriş vanasını kapatsam da umutlarımın, yetersiz alt yapı nedeniyle önleyemiyorum sızıntıları. Arkası yarın hayatımda, mukavemet değerim sıfırda, elimde bir paket geliyorum yanına.
Paylaş..