18 Mayıs 2010 Salı

kısa film

Hayatımın ilk Esra’sına… Cümle kurma çabalarımı sonuçsuz bırakacak kadar “hasret” kokana… “Sen benim…” diye başlıyorum yazmaya. Sonra birden isimlerden Ada, şehirlerden Bursa, meyvelerden Kavun, sebzelerden Maydonoz, çorbalardan Tarhana, yemeklerden Kavurma Makarna, tatlılardan Baklava, şairlerden C. Süreya, sporlardan Yamaç Paraşütü, müzik aletlerinden Yan Flüt… Hayatımda seninle yeniden anlam bulan her şey hücum ediyor beynime. Sıraya sokayım derken kayboluyorum kurduğumuz hayallerde. Ateş olsaydın eğer sadece cülmun kadar yer yakardın ki bu iyi bir şey olurdu. :) Sayfalarca saçmalamak geliyor içimden. Her cümleyi eksik bırakmak… Herkes şaşkın gözlerle parçalarını incelerken, tamamını senin, bir tek senin anlayacağını bildiğim bir mozaik yaratmak… :) Fotolarını almaya gel biara. Yani “bir” gelme sık sık gel, hatta hep gel, hatta ve hatta gel ama hiç gitme (Bu son kullanma tarihi olmayan bir davetiye).

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Paylaş..